TEK BAŞIMA - Blogcu



TEK BAŞIMA

27/8/2006 - HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

 

                                            CAN YÜCEL

Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/8/2006 - HATIRLARMISIN

Hatırlar mısın
Gözgöze gelişimizi ilk defa
Bakışlarımızın çakmaklanışını
Bir akşam vakti, yakınlarda
Bir yerlerde bir şeylerin yanışını
Hatırlar mısın
Hatırlar mısın
İlk öptüğüm günü dudaklarından
Başımın dönmesini, tenimin tutuşmasını
Yıllar yılı kendi yatağında kaybolan
Nehrimin, denizine kavuşmasını
Hatırlar mısın
Hatırlar mısın
Ayrı ayrı yaşadığımız binlerce geceden ayrı
Bir geceyi, sabahsız, çılgın, dopdolu
Ve senin özleminle sımsıkı saran kolu
Hatırlar mısın
Hatırlar mısın
Ormanda dibe vuruşunu gün ışığının
Ağaçların ürperişini derinden
Başını omuzuma koyuşunu, dalgın
Sonra bir yangının başlayışını ellerinden
Hatırlar mısın
Hatırlar mısın
Kendimizden geçerek, alabildiğine
Birlikte gittiğimiz o yerleri
O ağaçlı yol, o serin kumsal, o meyhane
Ve güllerin ağlayışını bir akşam üzeri
Hatırlar mısın
Hatırlar mısın
Nasıl bir koşuydu o doludizgin
Ne kadar yoğu var etmiştik birlikte
O seven gönüllerimiz bir çift güvercin
Gibi nasıl kanat çırpmışlardı mavilikte
Hatırlar mısın
Hatırlar mısın
Gün boyu seninle çağlar aştığımızı
Bir yalan dünyada yalansız severek
Tanrıya yaklaşıp Tanrılaştığımızı
Söyle hatırlar mısın bir gün beni
Hatırlar mısın ?.........

 

                                    ümit yaşar oguzcan

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/8/2006 - YALNIZLIK ŞİİRİ

Bilmezler yalniz yaşamayanlar,
Nasil korku verir sessizlik insana;
Insan nasil konuşur kendisiyle;
Nasil koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

 

                                         ORHAN VELİ

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/8/2006 - SEVGİ

                   Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların 
                   gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin,
                   çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı
                   ormanlardan birinde güzel bir göl vardı.
                   Suyu berrak mı berrak, serin mi serin... Gölün kıyısında
                   hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında
                   o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi
                   kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı. 
                  Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum,
                   asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün.

                  Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili
                   papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar,
                  şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını
                  unutuyorlardı şu koskoca orman içinde...

                  Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez.
                  Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki?
                  O suyun içinde yaşar bense toprakta...
                  Elimi uzatsam tutamam bile onu... Oysa
                 öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı...

               - Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim
                 seviyorum seni... Lâkin öylesine çaresizim ki...
                 Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum...
                 Evet, orada olduğunu bilmek, sesini duymak,
                 güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama
                 istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım.
                Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer...
               Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek...

               Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
             - Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı
               ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın,
               ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme.
               Gönül sesine kulak ver yalnız... Bir şeyi istiyorsan
              yürekten iste....Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti,
              ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler... 
             Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.
             Her şey çaresiz kalır... Sevgi söz konusu olduğunda
             kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.
             Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir.
             Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye
             başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren...
             Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta,
             yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin
             varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.

            Şimdi kapat gözlerini sımsıkı...
            Sıyrıl tüm düşüncelerinden...
            Yalnızca ama yalnızca beni düşle...
            Yanımda olduğunu, gölün sularında 
           elimi tuttuğunu hayal et... İste beni...
           Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!

           Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama
           yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
           Kendini güzeller güzeli çiçeğinin
           yanında farzetti. İstedi... İstedi...

         - Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
           Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
           Sevgili çiçeğinin yanında,
          gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da...

              Sevmek... 
            İSTEMEK  
            HAYAL ETMEK...
            İNANMAK

                                Olmayacak şey yoktur!
                                Eğer ki; bu duygulara sahipseniz...



 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2006 - HÜZÜN GELDİ

                    Türküler bitti
                    Halaylar durdu
                    Horonlar durdu
                    Al damar, mor damar, şah damar sustu 
                    Bahçeler put kesildi birer birer
                    Meyveler salkım saçak taş.
                    Bir bulut uçardı
                    Başı boş bedava 
                    Yandı kül oldu. 
                    Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
                    Yoruldu yüreğim yoruldu. 
                    Ağaç büyür arkasında koşamam
                    Kervan yürür peşi sıra düşemem
                    Yıldız akar uçsam da yetişemem.
                    Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
                    Yoruldu yüreğim yoruldu.

 

                                                        BEDRİ RAHMİ EYÜPOGLU

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

HAYATIMIZDA ÖYLE BİR AN YAŞANIRKİ BİR ÖMÜR BOYUNCA YAŞANMAZ

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

kardelen066
lvnt
cemmurat
serapozturk
senidilendim